Doğu Batı 48 : Kişinin Ken...
Sayı : 48 : Kişinin Ken...
Tarih : 2009
Liste Fiyatı : 24,00 TL
(Bu ürünü aldığınızda 135 puan kazanacaksınız)
   135
181221
Açıklama :

Kişinin Kendisiyle Savaşı

“Keşişler” diyor Kierkegaard, “dünyanın tarihini anlatmayı hiçbir zaman bitiremediler, çünkü hep dünyanın yaratılmasıyla işe başladılar”… Kişi kendi doğası ile sahici bir ilişkiye girdiği andan itibaren, yakından tanımaya çalıştığı varlığının, esasen tahmin edilenden daha uzakta ve derinlerde, tıpkı dünyanın başlangıcında olduğu gibi sabit bir nokta üzerine kurulu, hiç kımıldamayan ve sonu gelmeyecek meseleler üzerinde adeta bir savaşın ortasında yer aldığını görecektir. Böyle gerilimli bir ‘savaş’ın öznesi olmak, daha en baştan varoluşun binbir türlü zahmetine işaret eder. Keşişler, aşağı yukarı kendilerine özgü akıl yürütme içinde hep şöyle bir şeyden söz etmişlerdir: Uçuruma sürüklenmek diye bir şey yoktur. Zaten insan hep uçurumun kıyısında yaşar. Yalnızca küçük bir azınlık, nasıl bir uçurumda olduğunun ayırdındadır. Ama çoğu kişi bu kaygan zemini görmez bile… onlar bu uçurumu dünya olarak adlandırırlar. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, yaşamın en temel meselelerini tekrar ve tekrar açığa sermek gerekir. Bundan kaçınabilmek imkânsızdır. Her şeyin aşılmış göründüğü yerlerde bile bazen bir adım ilerlenmediği sık sık fark edilir.

İnsan, özgür olduğunu iddia etse bile, ruhun küçük despotlarına, şüphe ve kaygı uyandıran ruhun karamazoflarına karşı bütünüyle bir zafer kazandığını kim iddia edebilir? Biteviye mutluluğun peşinde koşma, kendinden memnuniyetsizlik, nefret, (boş) gurur, hiç olmayacak hayallere kapılma ve melankoli… insan yapısına dair birkaç ölümcül betimlemedir. Bu durumda, ayakta kalma adına telkin edilen her umut, gizli bir umutsuzluktan doğmuştur. Benlikte yuvalanan yıkıcı eğilimler, geleceğin vaat ettiği tüm barışçıl sahneleri ve ‘huzur dolu’ saatleri gölgelemiştir. Sıkıntı, bir zaman artığıdır, asla zamanın dolu dolu yaşanmışlığı yerine geçmez. Her safhada, iyilik ve kötülük rekabeti başlar ki, bu karşıtlık yaşamın her basit ânını altüst etmeye yetecek güce veya güçsüzlüğe sahiptir. Bu ezeli ve ebedi gerilim, biz farkında olmasak da yaşamın en küçük davranışlarını yöneten bir iradeye sahiptir. Bize ait olan ama pek de farkında olmadığımız bir iyilik ve kötülük aura’sında yaşarız hep. İçimizden geçen herhangi bir iyi şey varsa bu mutlaka genel bir iyinin parçasıdır, eğer acıyı gereğinden fazla duyumsuyorsak işte orada biraz daha durup düşünmek gerekir.

Kişi kendisini aramaya koyulduğundan beri, Tanrı ile arasında sayısız gidiş ve gelişler yaşanmıştır. Gündelik hayatı ziyaret eden Tanrı kesinlikle tek bir Tanrı olmamıştır… Hangi duygular kişiyi pençesi altına almışsa, o ölçüde Tanrı’nın ve hattâ Tanrısızlığın anlamları değişmiştir. Karşılaşılan, sarsıcı, başdöndürücü bir metafizikler çokluğudur… Sanat, yanılsamalar oyunuyla bu gerilimi aşmayı denemiştir. Sanat aracılığıyla bize öğütlenen en basit kural, gerçek olarak adlandırılan şeyi hayalin bir parçası olarak görmek ve gerçekliğin acısını biraz daha unutabilmektir. Böylelikle gözümüzün önünden akıp giden sayısız güzellik, doğanın güçlü ve canlı bir resmi olarak sunmuştur kendisini.

Tanımadığımız bir insan yüzü, bir daha geri gelmemek üzere gözümüzün önünden kayıp gitmektedir. Görüntüler hızla yer değiştirmekte, isimler belli bir sonsuzluk türü altında geçici varlıklarını duyurabilmektedirler. Bir daha karşılaşmamak üzere bakışların birbirine değdiği anda, hiçbir “öz” veya “hakikat” ilkesi, biçimlerin bu tutsak edici egemenliğinden kurtulamamaktadır. Dünya tarihinin düz bir anlatımı, nihayetinde sözü kuru bir gelişmeler yığınına bağlayacaktır. Oysa bu ilerleme, durduk yere olmamış, kişinin kendisini aşma çabasından doğmuştur. Kişi zayıf ve karanlık taraflarını, uygarlığın düzenli ve sert disipliniyle örtmüştür. Uygarlığın, akılcı, berrak ve aydınlık çizgileri yüzeye yansırken, insan, en derin şüpheleri bir helezon şeklinde kendi içine yuvarlamış, bilinçaltına sürüklemiştir. Kişinin kendisiyle savaşı, elbette kişinin başlı başına kendisini inşa etme projesidir (Ecce homo). Bu proje, modern çağın, pratik yarar güden, kısa vadeli “kendin ol” seslenişine uymamaktadır. “Kişisel gelişim” türünden gündelik, yüzeysel bir mantık ise asla kabul edilemez…

Bu mücadele, düşünce tarihlerinde olduğu gibi, sürekli geriye doğru beslenen, karmaşık yollardan geçmektedir. Özgül bir deneyimi, yaratıcı ve benzersiz bir arayışı zorunlu kılar. Dünyaya gelmiş olmanın verebileceği bir hayret ve şaşkınlık içerisinde, insanın kendisini hep aşması gerektiği varoluşun en anlamlı sorusu olarak, kişinin kendisiyle savaşını gündeme getirir.

Etiketler:
Doğu Batı 48   

Yazısı bulunanlar ve makaleleri

Yazar Makale Adı Sayfa No Dergi veya Eser Adı Konu
Gürses Derya Tarbuck Onsekizinci Yüzyıl Felsefesi ve Depresyon 103 - 110 Doğu Batı Düşünce Dergisi 48 : Kişinin Ken...
Aslı Yazıcı Yakın Liberalizm İle Muhafazakarlık Arasında Hipnoz: Kişisel Gelişim Fantazisi Rahşan Balamir Bektaş birlikte 11 - 35 Doğu Batı Düşünce Dergisi 48 : Kişinin Ken...
Ahmet İnam Kendimize Doğru Bir Yürüyüş Tarzı Olarak Özgelik 111 - 123 Doğu Batı Düşünce Dergisi 48 : Kişinin Ken...
Caner Işık Anadolu Erenlerinde Gerçek Olmak İçin Gerçeklik 125 - 142 Doğu Batı Düşünce Dergisi 48 : Kişinin Ken...
Ekrem Demirli Sufilerin Tanrı Anlayışı Hakkında Bir Değerlendirme 143 - 160 Doğu Batı Düşünce Dergisi 48 : Kişinin Ken...
Fuat Aydın Karma ve Samsara Döngüsünde İnsan 161 - 171 Doğu Batı Düşünce Dergisi 48 : Kişinin Ken...
Nihan Mortaş Bedenle Mücadeleye Dönüşen Bir Yaşlanma Pratiği 173 - 182 Doğu Batı Düşünce Dergisi 48 : Kişinin Ken...
Haluk Sunat Kişinin Kendi İle Savaşımı ve Yaratma Sorunsalı Bağlamında Marksist Estetik Eleştirisi 185 - 202 Doğu Batı Düşünce Dergisi 48 : Kişinin Ken...
Ertuğrul R. Turan Agon Kökendeki Savaşın Öyküsü 39 - 47 Doğu Batı Düşünce Dergisi 48 : Kişinin Ken...
Tolga İnsel Canın Gerilimi ve Düşman Yabancı Politeia'da Kişinin Savaşımı 49 - 62 Doğu Batı Düşünce Dergisi 48 : Kişinin Ken...
Tahir Karakaş Üstinsanın İyi İnsanla Savaşı ve Nietzsche'de Kişinin Kendi Kendisini Aşma Deneyimi 63 - 74 Doğu Batı Düşünce Dergisi 48 : Kişinin Ken...
Sadık Erol Er E. M. Cioran'da Şiddetin Ontolojik Kökeni 75 - 94 Doğu Batı Düşünce Dergisi 48 : Kişinin Ken...
Mehmet Mukadder Yakupoğlu İnsanın Kendi Doğasıyla Savaşı 95 - 101 Doğu Batı Düşünce Dergisi 48 : Kişinin Ken...

Yorum yaz
Bu ürünü henüz kimse eleştirmemiş.
Sepetinizde ürün bulunmuyor
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email
Ad Soyad
   
Kapat